15 Mart 2010 Pazartesi

Bağlantı kurabildiniz mi?


Filmin adı ; Nothing But The Truth.
Konusu; Gazetedeki kosesinde bir CIA ajanının kimligini ve onun beyaz saray tarafından dikkate alinmayan iddialarını yazan gazeteci Rachel Armstrong hapse atılır.Yasalara gore hapisten kurtulmasının tek yolu ona bu bilgiyi veren kaynaginin adını aciklamasidir ancak kendisi bunu yapmaya yanasmamaktadır.Avukatı Alan Burnside, müvekkilini büyük jüri önünde aşağıdaki sözlerle savunur;

In 1972 in Branzburg v. Hayes, this court ruled against the right of reporters to withhold the names of their sources before a grand jury, and gave the power to the Government to imprison those reporters who did.It was a 5-4 decision, close. In his descent in Branzburg, Justice Stewart said "As the years pass, power of Government becomes more and more pervasive.Those in power" he said "whatever their politics, want only to perpetuate it, and the people are the victims".Well, the years have passed, and that power is pervasive. Mrs. Armstrong could have buckled to the demands of the Government, she could have abondoned her promise of confidentiality.She could've simply gone home to her family.But to do so, would mean that no source would ever speak to her again , and no source would ever speak to her newspaper again.And then tomorrow when we lock up journalists from other newspapers we'll make those publications irrevelant as well, and thus we'll make the First Amendment irrelevant.And then how we'll we know if a President has covered up crimes or if any army-officer has condoned torture? We as a nation will no longer be able to hold those in power accountable to those whom they have power over- and what then is the nature of Government when it has no fear of accountability? We should shutter at the thought. Imprisoning journalists-that's for other countries , that's for countries who fear their citizens, not countries that cherish and protect them. Some time ago, I began to feel the personal , human pressure on Rachel Armstrong and told I her that I was there to represent her and not her principle.And it was not until I met her that I realized that with great people there's no difference between principle and the person.


1972'deki Branzburg & Hayes davasında bu jüri, gazetecilerin bilgi kaynaklarının isimlerini açıklamaları gerektiği yönünde karar vermiş ve aksi şekilde davranan gazetecilerin tutulanmaları için hükümete yetki vermiştir.Bu karar 5'e karşı 4 oyla kabul edilmiştir.Karar esnasında Yargıç Stewart şunları söylemiştir "Yıllar geçtikçe, hükümetin gücü daha da yayılacak ve güce sahip olanlar , politikaları her ne olursa olsun, sadece bu gücü yaşatmak isteyeceklerdir ve insanlar da bu gücün kurbanı olacaklardır".Ve evet, yıllar geçti ve o güç yayıldı. Bayan Armstrong, hükümetin taleplerine boyun eğebilirdi, gizlilik yemininden dönebilirdi, ailesinin yanına dönebilirdi.Ama bu şekilde davranması, kaynaklarının ona bir daha asla bilgi vermemesi demek olurdu, hiç bir kaynağın bir daha asla gazetesine bilgi vermemesi demek olurdu. Gelecekte de, diğer gazetelerde çalışan gazetecilerin tutuklanması demek, o gazetelerin de geçersiz kılınması demektir ve böylece anayasadaki özgürlükle ilgili madde de geçersiz kılınmış olacaktır. Peki bu durumda, başkanımızın işlediği suçların üzerini örtüp örtmediğini nasıl bilebiliriz ya da bir ordu mensubunun işkence yapıp yapmadığından nasıl haberdar olabiliriz? Güce sahip olanların , onlara o gücü vermiş olanlar önünde hesap vermelerini sağlayamayız. Peki ya hükümet hesap verme korkusuna sahip olmazsa neler olabilir? Gazetecilerin tutuklaması diğer ülkeler içindir, vatandaşlarından korkan ülkeler için, vatandaşlarını sayan ve koruyan ülkeler için değil. Belli bir zaman önce, Rachel Armstrong 'un üzerindeki baskıyı hissetmeye başladım ve ona , orada bir prensibi savunmak için değil, kendisini savunmak için bulunduğumu söyledim. Ancak onunla tanışınca anladım ki, yüce insanlar için prensipleri ve kendileri arasında bir fark yoktur.

5 yorum:

Merope dedi ki...

çook feci bir sonu var bu filmin, aman sıkıcı filmmiş bunaldım falan derken yamultuyor :)

Seren dedi ki...

Aaa merak ettim bak ben şimdi,bir fırsat bulsam da izleyebilsem bari :)

bokbocesii dedi ki...

Merope; evet, sonu beni de feci etkilemişti.

Serencim; izlemen lazım mutlaka.

seciloc dedi ki...

film bir ara cidden bayıyor, biraz uzun ama sonunu ben de çok beğenmiştim, gerçekten başarılı bir filmdi :) sonunda düşünmüştüm aynı durumda olsaydım aynı şekilde mi davranırdım diye, sanırım evet :)

Müge dedi ki...

Çok güzelmiş.