12 Ekim 2010 Salı

Süt


Ara ara yazıyorum, sağlıkla ilgili her türlü hadiseye ekstra takık durumdayım artık. Eskiden de önemliydi ne yediğimiz. Hasta olmamak için, işe yararlığımızı koruyabilmek için.Ancak son zamanlarda bu mevzu artık çok farklı boyutlara ulaştı. Çünkü eğer yediğiniz domatesin %100 organik, ilaçsız, katkısız olduğundan emin değilseniz, ki belki de emin olmanın tek yolu bizzat kendiniz yetiştirmeniz, zehir yiyorsunuz demektir. Süpermarketlerde gördüğünüz ışığı yansıtacak kadar parlak, hepsi aynı boy, plastik gibi olan domatesler var ya.. hah işte onları Pamuk Prenses’teki cadı uzatıyor size.

Bir de şimdi sütümüze, tereyağımıza, yoğurtumuza ve hatta o masum çikolatamıza el uzatmaya başladılar. İneğin memesinden akan süte ne karıştırabilirler di mi aslında? Karıştırmıyorlar zaten, çakma süt olarak süt tozu kullanıyorlar bir de utanmıyorlar süt tozuna protein değerini yükseltmek için melamin karıştırıyorlar. Bu melamin denen madde her ne kadar kafiyeli olsa da size vitamin gibi gelmesin, anneannelerimizin evindeki melamin tabakların üretildiği maddenin ta kendisi. Diğer adıyla zehir. 2008 yılında Çin’de 3000 civarı çocuk bu tipte üretilmiş süt tozu nedeniyle hastanelik olmuş ve hatta 6 tanesi de ölmüş. Amerika Çin’den süt tozu ithalatını durdurdu, raflardaki ürünler toplatıldı. Hal böyleyken, her şeyi çok iyi bilen canım ülkemin canım yetkilileri 6.10.2010’da bu tip süt tozu ithalatına izin verdi. Böylece hem bizi hem de süt üreticilerini bitirmeleri farz oldu, oh ne güzel, bir taşla iki kuş.

Süt çok hassas bir konu artık. Çikolata yiyemeyecek boyuta getirmiş durumda bizi. Fikir sahibi damaklar çok iyi anlatmış durumu. Size ve çocuklarınıza zehir verilmesine izin vermeyin. İçeriğinden emin olmadığınız hiçbir ürünü satın almayın. Madem bizim devletimiz sağlığımızı emanet edebileceğimiz bilinçte değil, ipleri elinize alın. Her zaman aldığınız tereyağının, yoğurdun etiketini okuyun. Satışlarını eskisi gibi yüksek tutabilmeleri icin, sizi ikna etmek için, uğraşmaları gereksin. Kolay olmayın, taviz vermeyin. Aldığınız yoğurdun üzerinde “çiğ sütten yapılmıştır.süt tozu kullanılmamıştır” yazmadığı sürece o yoğurdu almayın. O yoğurdu yemenin bedelini siz ödemeseniz de çocuğunuz kesin ödeyecek, bundan emin olun.

7 yorum:

Aslı dedi ki...

Off sorma benim de içim hiç rahat değil, domateslerin üzerinde mavi ilaç lekeleri görüyorum buralardaki marketlerde... Sütü de yine köyden açık süt olarak getirteceğiz hazır havalar da soğumuşken...

ayci dedi ki...

kendim yetiştirsem bile...toprak ne kadar organik ki?!

alis dedi ki...

Pınar'ın Organik sütü heryerde var ondan alıyorum ben. Litresi 3 lira organik süt için hiç de pahalı değil diye düşünüyorum. UHT de olsa en azından içinde garip antibiyotikler, hormonlar yoktur diye huzurluyum. Yoğurdu da çıksın diye dört gözle bekliyorum.

ayci - Yetişen bir ürünün tam organik sayılması için toprağın bilmemkaç yıldır kimyasala maruz kalmamış olması, çevrede bilmemkaç km çapında konvansiyonel tarım yapılmıyor olması gerekir. Ama yine de senin ilaçlamadan yetiştireceğin ör. domates yıl içinde defalarca ilaçlanan ve kimyasal gübre, herbicide, hormon'a maruz kalan ve kilometrelerce yol giden domatesten daha iyidir.

Stylelover dedi ki...

Great pictures!
xoxo
Vicky

Bir Kadın dedi ki...

Çikolata uzun zamandır asla yenilmemesi gerekenler listemde. Aslında paketli abur cuburun ve dahi pastane üretimi olan her şeyin hepsi bu listede. Zira içinde mısır şurubu var. Onda ne var? Mis gibi genetiğiyle oynanmış mısır. Yoğurdumu kendim yapıyorum güvenilir bir yerden alıp, misler gibi. Günlük süt kullanmayı tercih ediyorum. Pakette 6 ay dayanan süte nasıl güveneyim?

Aman canım, diyenler oluyor bunlara. Erkenden ölmeyiz belki bu dertten ama bir iki nesil sonra 3 kollu, 3 bacaklılarla yaşamaya alışırız belki.

Diyetisyen Aslı Kınsız dedi ki...

içimi okumuşsun cnm bnm :)

nalan dedi ki...

ne marketten bir şey alır oldum ne de hazır paketlenmiş gıda.
elimde değil, içindekiler bölümünü okuduktan sonra ı-ıh.