22 Aralık 2016 Perşembe

Girl Power


Bir kaç haftadır devam ettiğim bir psikodrama grubum var. Hamileliğim esnasında aldığım eğitimde bana çok iyi gelen bir psikologun düzenlediği bir buluşma. İlk toplantı öncesinde herkese mevzuyu özetler bir email göndermişti psikolog ve ben orada "5 kadın bir erkek" olarak gördüğüm ekibe yaptığım ilk yorum "keşke erkek olmasa" olmuştu. Erkeklere karşı değilim tabiki ama inceden feminist bir tarafım da yok değil. Kadınların birbirine daha iyi geldiğine inandım hep.

Bunu düşündüğümde çocukluğum geldi aklıma. Mesela ben hep biraz erkek fatmaydım. Sokakta futbol oynayan, eteklerle tokalarla arası iyi olmayan. Neden böyle olduğumu düşündüğümde hep kendime güvensizliklerim geliyor aklıma. Bunu yazarken anneme haksızlık etmek istemiyorum ama aşırı kilolu çocuğuna "tombul teyze" diyen bir annenin daha ağır sonuçlara yol açmamış olması bir mucize aslında. Anoreksik filan da olabilirdim, bak iyi yırtmışım. Bukle bukle saçlarımı sürekli sıkı sıkı tarayıp düzeltmeye de çalışırdı mesela. Saçlarımla çook uzun yıllar barışamamış olmam, defrize filan yaptırmalara kalkışmamın sebebi de belki bu bilmeden yapılan yanlışlar işte. Açıklayamadığım şeyler de yok değil. Mesela ilkokulda folklor ekibindeydim. Her nedense yedekten yukarı çıkamasam da ekipteydim işte. Halen daha da dansa kabiliyetim pek yoktur. Hayatımın dansını düğünümde yapmıştım, çıta o kadar. Bir bayram günü erkeklerden biri gelmeyince öğretmen bana erkek kıyafeti giydirip onun yerine geçirmeye çalışmıştı mesela. Sonra nooldu? Ben kızdım okuldan kaçtım. O gösteriyi de seyircilerin arasından izleyip boş kalan o yerden büyük keyif aldım. Bir başka anı; Hazırlıktayım, sınıfta çok ama çok çıtkırıldım bir kız var. Tipi de öyle, hali tavırları da öyle. Gık desen ağlar. Neden olduğunu bilmediğim bir kavga esnasında iyice efelenerek kıza bağırdığımı bilirim. Maganda gibi hönküren 12 yaşında bir kız çocuğu hayal edin. Öğretmen olsam akşamına okula isterdim o kızın velisini. Bağırmaktan öte aşırı bir sinir hali. Neden ki? Minik ergendim,ondan belki de. Birlikte büyüdüğüm en yakın arkadaşımın aşırı güzel, aşırı süslü, aşırı kadınsı olmasından da olabilir. Annesinin saçlarını zorla kısacık kestirdiği, kızıl kıvırcık bir dombilinin yanında, beline kadar kumral saçları olan, incecik, hep etekle gezen bir kız düşünün. Kompleksin kralını yaşamışım haberim yok. O kızcağız hep çok güzeldi, çok süslüydü. Ben şeffaf rimel diye birşeyin varlığını bilmezken o siyah ojelerle gezer, çeşit çeşit topuklular giyerdi. Yine anne figürüne dönmem lazım; o kız annesi tarafından "kafanı kullan" denilerek yetiştirildi. Kafanı kullan, zengin koca bul şeklinde tamamlayabilirsiniz o cümleyi. O kızcağız ne doğru düzgün üniversite okuyabildi ne iyi bir işte çalıştı. Hep sefil oldu. Maddi, manevi hep zorlandı. 9'da gideceği işe hazırlanabilmek için 5'te kalktı, ne olursa olsun hep çok bakımlıydı ama sefalet içinde günler geçirdi. Eski nişanlısından dayak bile yedi. Sonunda orta halli lise aşkıyla evlendi. Şanslıydı ki onu çok seven birine denk geldi.

Hadi geçtim, çocukluk günlerini. Üniversiteyi bitirip işe girdiğim dönemler en sevdiğim arkadaşım ve erkek arkadaşlarımızla yemekteyiz. Bu noktada yine azıcık açayım, tamam artık güzelim, bakımlıyım falan ama kankitom benden minimum 5 kilo daha zayıf. Ben saçlarımla hala dertliyim, o her gün fönde boyada. Çok da güzel bir kız, bunların altında çok da güçlü. Zaten o yüzden benim arkadaşım ya..Ama erkek arkadaş denkleme girince işler sapıtmış. Adamın hayalinde zayıf, incecik, çekingen, hiç birşeyi erkeğinin yardımı olmadan başaramayan bir kız var. Bu kızı da o hale dönüştürmeye çalışıyor. Bizimki de girmiş yörüngesine gıkını çıkarmıyor. Yemek sahnesine geri döneyim anlayın durumu. Döner yiyoruz. Herkes normal normal yemek yerken bizimkinden incecik bebek sesiyle bir "bittiii" geldi. Sevgilisi olacak salak ne dese beğenirsin "aman da benim aşkım sadece dönerlerini mi yemiş, dokunmamış mı pidelerine? Oyyyy" Şimdi normal bir insan evladı güler geçer bu olana ama dün gibi hatırladığıma göre çok kızmışım. Benim salak arkadaşımın kendini güçsüz göstermeye çalışmasına çok bozulduğumu hatırlıyorum. Kim ki o götü boklu adam bi anlatsana bana yani? Sonra o salak herif bu kızcağız bir hastalık nedeniyle kortizon kullanmaya başlayınca bıraktı kaçtı kızı. Hala adamı sokakta görsem dalabilirim, o kadar kılım kendisine. Bu bahsettiğim mevzu olalı en az 12 sene olmuş bu arada, düşünün sinirimi.

Girl power a geri dönersek; Ben çok inanırım kızların birbirini desteklemesine. Son zamanlarda ise bunu abarttığımı düşünür oldum. Yaptığım doğumu sen de yapabilirsin diye anlattım durdum. Çünkü bence ben onlara iyilik yapıyordum. Doktorlar söylemiyorlardı doğumdan sonra hemen ayağa kalkabileceğini, normal doğumdan daha kolay bir şey olmadığını. Dün psikodrama esnasında 4 annenin çocuğundan yakınmasından sonra sırası gelen bebek sahibi olmaya çalışan bir kızcağız gülerek "ne yapsam bebek yapmasam mı" diyince de yine savunmaya geçtim. Başladım herşey çok güzel aslında konuşması yapmaya. Psikodramanın ana maddesi asla ve asla bir başkasının söylediğine yorum yapmayacaksın, cevap vermeyeceksin. Psikolog uyarana kadar da bir paragraf konuştum kıza. Sonra farkettim ki bunları ben kendime söylüyorum. Bebekten sonra hayatın çok güzel bir şey olduğunu başkalarına söylerken aslında kendime tekrar ediyorum. Zorlukların üstünü örtmeye çalışıyorum belki de. Şimdi düşünüyorum da acaba insanlara yardım etmeye çalışırken çok da zarar mı veriyorum? Kantarın topuzunu kaçırıyor muyum bazen? Bence evet. Son 2 seanstan kendi payıma bunu aldım. Kendime söylemeye çalıştıklarımı başkasına söyler haldeyim. Bundan sonra daha az konuşmak daha doğru diye düşünüyorum. Daha az yazmam bence. O ayrı :)

Özlü söz; kızlarınızın fiziksel özellikleriyle alay etmeyin, deli bir blogger olabiliyorlar. Bir de girl power a inanın ama insanları boğmayın. Erkek denilen yaratık ta insan, yazık günah.

1 yorum:

pelin arin dedi ki...

benim yavru süpriz oldu. o yüzden hep derim planlasaydım ben bu işi, yan çizerdim :) zor iş çocuk ama değişik de bir şey annelik...ona duyduğum sevgiden korkuyorum bazen. zaten bu kadar çok ama aşşırı çok sevmesek çekilecek dert değiller ya, neyse:) yani bunu hepimiz yapıyoruz, biz bulaştık siz de bulaşın ulen bu boklu bezlere diyoruz bir nevi...